11 Ocak 2020, 21:09 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

ALABİLDİĞİNCE AVUCUNDAYDI GÖKYÜZÜ

ALABİLDİĞİNCE AVUCUNDAYDI GÖKYÜZÜ

M. Halil PAZARLI

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 7205 kez okunmuştur

 
ALABİLDİĞİNCE AVUCUNDAYDI GÖKYÜZÜ
 
ve demek uyku saatlerini saymıyorsun zamandan
halbuki bu dakikalar sıradan bir ağaç bayramı değil
kurtuluşunun bindokuzyüzlü bilmem kaçıncı tarihi
ya da demirel'in kırk yıllık ( bitmek bilmeyen ) temel atma merasimi
 
ne bando ne mızıka ne geleneksel halkoyunları
ne de disko alkolünde yıkanmış beyin uyuşukluğu
 
bu gece masal ormanlarının kuytuları ziyaretçilere açıldı
ve sanırım kapıda kırmızı biber yaprakları teşrifatçı
gözlerini ölüm sessizliği kadar derinden yum
ve ruhunun ayak sesleriyle süzül içeri
kırmızı biber yapraklarına biraz rüşvet ver
onlar cebinde sakladığın yağmur bulutlarını çok severler
 
çiçeklerin fısıltısı dalların tıkırtısı
ve vahşi hayvanların bağırtısına aldırma
karşında duran aynasız kuşsütü ırmağının üstünden atla
yedinci perondaki nihavend gişesine bilet kestir
ve binerken çaprazına düğümlenmiş orta atlas haritanın mekansızlığına
saniyeleri yazılanları ve tanrı'yı unut
 
şu ilk gördüğün rüyasında kağıt helva yiyen çocuğun adı kerem'di
ama denizin altında nükleer deneme yapan adamların oyununa geldi
haber ajansları dünyaya yedi noktalı depremleri hızla geçerken
sarı saçlı anası son vardiya molasında lepiskalarına fırçayla fön çekiyordu
ve çelik bilek babası belediye parkında silahlı nöbetlerin bitmesini bekliyordu
deniz kumundan kolonlar devrilirken kerem'in düşlerindeki masum gülümseyişine
artık ne yağ yakan kamyonların zehir artığı egzoz gazları
ne lüks sitelerin arasına sıkışmış çimensiz oyunlar
ne balonlu jikletin içinden çıkan futbolcu kağıtları
ne de televizyonda reha muhtar
alabildiğince avucundaydı gökyüzü
olabildiğince çocuktu yüzü
 
biraz daha umutla ilerle masal ormanlarının kuytularına
paniklemeden kapat gözlerini
çiçeklerin fısıltısı dalların tıkırtısı
ve vahşi hayvanların bağırtısına aldırma
karşında duran boğazsız üçüncü köprünün üstünden atla
ve binerken çaprazına düğümlenmiş orta atlas haritanın mekansızlığına
zamanı şiiri ve sevdiklerini unut
 
burası ise masal ormanlarının gelincik düğün salonu
şu elinde sarmaşık sallayan siyah daldal orkestra şefiydi
hiç evlenmemişti hayatında
çocuğuysa olmamış gayrimeşru
tohumlarını vermemişti dünyaya
yine de gözleri açık gitmedi
boyun eğmedi birinci sınıf fay kırıklarına
son senfoninin kum tuğlalarda kalan notalarını topladı
çubuğu sımsıkı elindeydi kenetli
öylece veda etti ozon tabakasının kanserli yırtıklarına
alabildiğince avucundaydı gökyüzü
olabildiğince adamdı yüzü
 
ve şimdi biraz daha özgürce ilerle masal ormanlarının kuytularına
ağlamadan sil özlemlerini aşklarını korkularını
çiçeklerin fısıltısı dalların tıkırtısı
ve vahşi hayvanların bağırtısına aldırma
karşında duran herkül dağlarının üstünden atla
ve binerken çaprazına düğümlenmiş orta atlas haritanın mekansızlığına
ölümü acıyı ve makberleri unut
 
şu gördüğün hamakta uzanmış genç kızın adı yasemin'di
ama denizin altında nükleer deneme yapan adamların oyununa geldi
haber ajansları dünyaya yedi noktalı depremleri hızla geçerken
genç kızlık hayallerinde beslediği yakışıklı kurbağa prensi öpüyordu
kapıda bekleyen çarşafçı çingene karıya inat
evdeki tüm saatleri kırmıştı sabah olmasın diye
apartman boşlukları abanırken üstüne
cafelerde yediği rejimli hamburgerleri hatırladı
üniversite kampüsünde masaya koyduğu hasretini kokladı
yine de yenilmedi kalbinin teklemesine
yıllardır puf puf yastığında biriken aşklarını boyarken
ve hunharca kesilen koskoca tomrukları okşarken
yeşil lens gözyaşlarını gömdü yüreğine
ve onurla el sallayarak gitti sınırsız menzillerin öyküsüne
alabildiğince avucundaydı gökyüzü
olabildiğince güzeldi yüzü


 Tokat Olay Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Tokat Olay Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

RÖPORTAJ

Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgün, 'Hem sanatkar olmak lazım, Hem okumak lazım!'
Atilla Akgül, 'Herkes Kur'an'ı okuyup, anlayabilir. Kur'an, anlaşılması en kolay kitaptır' dedi.

E-BÜLTEN ABONELİK

ANKET

Yeni sitemizin dizaynını nasıl buldunuz?







Gazetemiz Basın Ahlak Yasasına Uymayı Kabul Eder. Özel ilan ve reklamlardan doğabilecek sorumluluk ilan sahibine aittir. Gazetede neşredilen yazılardaki fikir sorumluluğu yazarına ait olup yayınlanan veya yayınlanmayan yazılar geri verilmez.

Adres : Musa Özdemir / TOKAT
Tel :0 (535) 210 6413
Faks : 0 (356) 212 4884
Bu site 0.094 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]